Şehmuz Karadağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehmuz Karadağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2009 Salı

Ağaçlardan Ormanı Görememek

Sayın Pekacar, Sayın Üyeler:

"Kol çapınızdar"ifadesini Bişkek'te,Almatı'da,Aşkaabat'ta "alkışlayınız" karşılığında kullanıldığını duymuştum.

Alkış,kargış,sarkış,tartış,...
kuzlama,buzlama,közleme,cızlama,sızlama...
somurtmak,kanırtmak,seğirtmek,ucurtmak.
sıçırtmak,kaçırtmak,geçirtmek,doğurtmak..
ağlama,bağlama,sağlama,dağlama,...

bu şekilde birbirine ses bekımından yakın gibi gözüken sözler, fiiller hep dikkatimi çekmiştir.
Ama sebebini de merak etmiyorum. Benim merakım yaşayan Türk lehçelerindeki bu ve benzer sözlerle ilgili olarak çalışan arkadaşlar, "ne zaman sözleri bırakıp sözlüklere, sözlükleri
bırakıp saha çalışmalarına, saha çalışmalarını bırakıp felsefi çalışmalara, geleceğe, 22...asra yönelik çalışmalara girebilecekler?"

Dünyada kaç Türk Boyu ve Lehçesi, kaç Türk Yerleşim Yeri, kaç Türk Adı, kaç ağız, kaç Türk Alfabesi, kaç Türk Kitabesi var?

Kaç Türk Büyüğü, kaç Türk Kütüphanesi ve Kitabı, kaç Türk Sanat Eseri var?

Türklerin zaafları, Türklerin üstünlükleri, medeniyete katkıları, insanlığa hizmetleri nedir?....

Türk Milleti'nin geleceğe dönük hedefleri nedir?
Bu hedeflerinin önündeki engeller nedir ve varsa hıyanetler, hainler kimdir?

Türk Milleti'nin geleneksel ve çağdaş eğitimi nasıl olmalıdır?

Türk dilinin korunması için neler yapılmalıdır?

Türk Kültür ve Edebiyatı, siyasete, diplomasiye nasıl yardımcı olabilir?

Türkler üzerindeki uzun vadeli planlar nasıl boşa çıkarılabilir?

Türklerle ilgili yazılan son eserler nedir?

Bilgisayarlarda herhangi bir dildeki metni Türkçeye, Türkçe'nin lehçelerini Türkiye Türkçesine nasıl çevirebiliriz?

Türkoloji topluluğunda bu ve benzer sorulara zaman zaman yaklaşan sorular oluyor ama ağaca bakmaktan ormanı göremiyormuşuz gibi bir düşünce uyanıyor bende. Tabii bu topluluğu dört aydır takip ettiğimi söylemek yerinde olur. Belki de ben kaçırdım. Asıl meseleleri değil, tali meseleleri konuşuyoruz derken bu yüzden biraz abartmış olabilirim. Ne dersiniz?

Son olarak, Bilgisayar Terimleri Topluluğu ile ilgili tartışmaları orada yapsak daha verimli oluruz diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.
Sehmuz Karadağ

--- cetin pekacar wrote:
Sayin Cansever,
Soz konusu mesajinizdaki muhataplarinizdan birisi olmasam da orada gecen "alkislarimi iletmek
istiyorum" seklindeki ifadeniz ilgimi cekti: Acaba "alkis" kelimesini, Turkce Sozlukte (TDK, 1998 ve son baski) verilen anlamiyla, adi gecen kisileri ve onlarin ilgili mesajlariyla verdikleri bilgileri
"begendiginizi, onayladiginizi belirtmek amaciyla el cirpma" anlaminda mi; yoksa baska bazi Turk lehcelerinde bililnen anlamiyla "tesekkur" maksadiyla mi kullandiniz?
Bu konuda beni aydinlatirsaniz memnun olurum. Simdiden tesekkurler.

Cetin PEKACAR

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

Hatırlayan:SehmuzKaradağ

Amerikalı araştırmacıların, Konya'nın köylerinde köylülerimize gördükleri rüyaları anlattırdıklarını duymuştum. Keşke biz de bırakınız gördüğümüz rüyaları geçmişte yaşadıklarımızı, oyunlarımızı, adetlerimizi, geleneklerimizi, eğlencelerimizi anlattırabilseydik.
Şimdi anlatmaya çalışacağım Yüzük Oyununun artık çoğu yerde unutulduğunu görüyorum. Yüzük Oyunu özellikle uzun kış gecelerinde oynanan biroyundur. Hatırladığıma göre oyun, bir tepsi üzerindeki fincanlara veya yerde bulunan herhangi bir malzemeden oluşmuş (mesela çoraplar) saklamaya uygun kapların (ceviz kabuğu vb.(Bu kapların sayısı 6'dır) içine saklanan yüzüğün iki karşı grup arasında saklanması vebulunması, yüzüklerin saklanması sırasında şakalaşmalar, yüzüğü saklayan oyuncunun psikolojisinin çözümlenmeye çalışılması, karşı ekibin hangi durumlarda hangi kabın altına yüzüğü koyacağını tahmin etme veya kışkırtıcı ifadelerle ağzından, gözünden alma, yüzükleri bulma ve belli bir sayıya ulaşarak yenme, utma sonucu alınan ödüllerin paylaşılması, mesela yemeğin yenmesi, yahut da tatlı eziyetlerin yapılması esasına dayanıyor.
Genellikle evdekiler ikiye ayrılırve bir grup ebe seçilir. Yüzüğü tepsideki 6 fincana karşı tarafın hemen bulamıyacağı, hatta sayı vererek bulabileceği bir fincana saklar. Ortaya getirir. Kendisi karşı taraf hangi fincana sakladığını anlamasın diyeyüzünü kaçırır. Tabii karşı ekip ona takılarak konuşturmaya,"Onda değilmiş!","Bulduk. Tamam" gibi ifadelerle onu baktırıp ağzından laf almaya, gözünden anlamaya çalışır. Oyuncular ilk veya en son fincanda yüzüğü bulabilirlerse saklama sırası onlara geçer. Saklayan taraf her zaman karlıdır çünkü. İkinci fincanda bulmak tehlikelidir. Ceza puanı onbeştir. Üçüncüde altı, dördüncüde üç, beşincide iki olan ceza puanları en baştaki anlaşmaya göre 50,100,200gibi rakamlara ulaşınca oyun biter. Kim önce ulaşırsa otakım oyunu kaybeder.
Bu çekişmeli bir oyundur ve bazan iki köyün gençleri, yaşlıları bir araya gelir ve buoyunu oynarlar. Bu takdirde oyunun tadına doyum olmaz. En kurt oyuncular meydana sürülür. En iyi saklayıcılar, duygularını belli etmeyen ve karşı tarafı yanlış fincana yönlendirip puan kazandıran oyuncular tercih sebebidir. Ağzın laf yapması kadar karşı tarafı çok iyi tanımak da önemlidir.
Bu oyun, zekaya dayanan ev oyunlarına çok önemli bir örnektir. Kanaatimce oğlak kapma yahut, Türkistan'daki adıyla Kokpar, Gökbörü, Buzkaşi oyununun toplumdaki, meydandaki yeri neyse Yüzük oyununun da evdeki yeri odur. Akıl, Zeka, Maharet ister. Eliçabukluk, zihni çabukluk, hazırcevaplık ister.
Ne dersiniz bu gibi Türk Milletini ezelden beri eğiten adet ve geleneklerimizi, oyunlarımızı kaybettikçe; Gökbörü Oyununu, Yaren Geleneğini, yüzük oyununu oynamayı bıraktıkça, Türklerin hangi durumlarda nasıl davranacaklarının eğitimini yapmadıkça yüzüklerin efendisi olmayı, kurt olmayı,başkalarına bırakmışolmuyor muyuz?